http://eylulozlemi.blogspot.com/

aklıma esenler

Pazartesi, Mart 3, 2008 - Uyku Durumları

Kategori: rezalet

Süper uyku fotoğrafları buldum. Ya uyuyan ya da alkolle sızmış olanlara arkadaşları tarafından yapılan işkence benzeri makaralar... Hemen ekleyeceğim ama ondan önce aklıma Sakarya'da arkadaşlarla yaptıklarımız geldi...

2003 yılında Sakarya'da bir yaz tatilinde kalabalık bi grubuz. Kalabalık olduğumuz için aynı odada kalıyoruz ve her gece en geç uyuyanlar ilk uyuyanların yüzünü boyuyor. Mor, pembe, kahverengi göz farlarıyla bütün yüzler rengarenk oluyor. Tabi beyler sorun yapıyorlar. Hatta gruplaşma bile olmuştu yaşı daha büyük olanlar daha küçük olanları boyuyor ya da tam tersi. Hala aklıma geldikçe gülüyorum ne günlerdi diye. Bir daha olsa yapar mıyım acaba diye soruyorum da kendime... YAPARIM TABİ NEDEN YAPMİCAKMIŞIM .

 

Bu resim tüm fizik kurallarının mat edildiği an.

 

Alkolün sınırlarında gezinen bi resim

 

Denge deniyor buna. Ben düz masanın üstünde yapamam helal olsun yapabilene...

 

Alkole mahkum olmuş bi tip

 

Buna söyleyecek söz bile bulamıyorum.

 

Böyle dost varken düşmana ne gerek var...

Yorumlar (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Eylül 13, 2007 - Lanet Herif Ve Bayramın 2. Günü

Kategori: rezalet

     Yaa canım arkadaşımla mutlu mesut bir gün geçirirken hayvanın teki yüzünden günün içine edildi… Ben baştan anlatayım: sabah 12de buluşmak üzere anlaştık dün. Sabah tuğçe 12:30da buluşalım mı dedi bende olar dedim ama suzi iş buyurduğu için 1de buluşalım dedim ama o zavallım beni 40 dakika beklemek zorunda kaldı, yazııık. Ordan rotasız gemi gibi ilerledik ve her zamanki gibi Maçka’ya gittik. Tuğçe beni kandırıp kamikazeye bindirmeye çalıştı ama ben acayip derecede yusufladım zor bela eteğe bindik ve bayıldım. İndikten sonra ve öncede bacaklar titriyordu. Ben diğerlerinden korktuğum için binemedik ve Beşiktaş’a karnımızı doyurmaya gittik. Ve bizim bacaklar ayarı bozulmuş pergel gibi titremeye devam ediyor. Dolmabahçe’den biraz geride biz Tuğçe’mle bişiler konuşuoduk. Yolun çaprazından bi adam geldi Tuğçe’yi itekledi küfür falan etti biz korktuk tabi çığlık falan attık. İlerde seyyar köfteci vardı gittik bari yardım falan eder diye. Sordu noldu diye bizde söyledik , şans eseri polis geçiyormuş ordan tartışmayı görüp durmuşlar, biz döndük şikayet ettik. O da bizi şikayet etmiş neymiş efendim laf atmışız, taciz etmişiz, bakmışız. Polise anlatışını aynen yazıyorum “ bana bakıolardı, herkes bana bakıyor, yolda yürüyemiyorum, laf atıyorlar, taciz ediyorlar. köyüme dönücem, vurucam kendimi” Tuğçe burada bağırdı “ al eline silahı vur senle mi uğraşçaz “diye. Polis bide bizimle konuştu belli psikolojik sorunu var şikayetçi olacak mısınız? Dedi bizde “yani” dedik şimdi şikayetçi olmasaydık bizden sonra başkalarına da aynısını yapar, belki daha fazla ileri gidebilirdi. Adamın kimlik bilgilerini aldık…

     Sonra polisler gitti o deli herifi de aldılar, tıktılar polis arabasına. Bizde bari bişiler yiyelim diye Mc Donalds’a gittik. Zıkkımlanırken, annem aradı, ben kendi no’mu değil ev nosunu vermiştim. Ben evdekilere anlattıktan sonra ararlar diye düşündüm, mesela akşam. Ama onlar 15 dk sonra aramışlar. Annem doğal olarak panik. Beni aradı sakin ol sakin ol bişi yok diye diye sakinleştirdim ama ne mümkün. Sonra bide polis aradı. Onlarda o civarlardaymış tekrar gittik yanlarına, o delide arabadaydı. Suziyi aradık o dedi bende gelicem. Polis aldı telefonu ikna etmeye çalışıyor yok bir şey hanımefendi diye ama suzi bu dinler mi? Dinlemeeez. Tutmuş babamı da getirmiş Allah’tan getirmiş yoksa annemi sakinleştirmek bana ve Tuğçe’ye düşerdi ve bu çok zor bir iş.

     Yolda annem bana kızıyor. Yıllar önce karate aikido falan öğrenmek istememiştim, öğrenmezsen böyle olur diye. Ben o zaman çocuktum anne hem adamı dövseydim boşu boşuna suçlu olucaktım diyorum olursan ol diyor. Enteresan bi olay işte. Bide ya aikidoya gidersin ya da sürücü kursunu unut dedi bende çaresiz he dedim.

     Tuğçe akşam aradı şikayetçi olduk dedi, polisler sabaha kadar tutacaklarmış. Birde akıl hastanesinden sağlık raporu isticem ben çünkü akıl sağlığında sorun olduğunu düşünüyorum.

    

    

Yorumlar (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Ağustos 18, 2007 - 2070 YILINDA YAZILACAK BİR MEKTUP

Kategori: rezalet

50 yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki bir insanın ki gibi
Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum
Korkarım ki yaşamak için çok vaktim yok
Ben bu topluluktaki en yaşlı insanım...
5 yaşında bir çocuk olduğum günleri hatırlıyorum
Parklarda pek çok ağaçlar, evlerde güzel bahçeler vardı.
Ve ben yarım saat boyunca büyük bir zevkle duş alırdım
O zamanlar her şey çok farklıydı
Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.
Eskiden kadınların güzel saçları vardı
Eskiden benim babam arabasını hortumdan akan su ile yıkardı
Şimdi ise
Benim oğlum suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine bir türlü inanamıyor...
Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız...
Sokaklarda posterlerde radyoda ve televizyonda SUYU DUYARLI KULLAN uyarıları olduğunu hatırlıyorum
Ama hiç kimse bu uyarıları önemsemedi
Suyun sonsuza dek var olacağını sandık...
Şimdi ise
Tüm nehirler, göller, barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu yada kirlendi...
Sanayi hemen hemen durma noktasına geldi ve işsizlik büyük oranlara ulaştı
Yegâne iş alanı deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanabilinir hale getiren fabrikalar.
Ve işçiler maaşlarının bir bölümünü içme suyu olarak alıyorlar.
Sokaklarda eli silahlı haydutların bir bidon su için insanlara saldırmaları çok yaygınlaştı...
Yiyeceklerin 80% i sentetik
Eskiden yetişkin bir insanın günde 8 bardak su içmesi tavsiye edilirdi
Şimdi ise
Benim sadece yarım bardak su içmeme müsaade ediliyor.
Biz şimdi bir kere giyilip atılan giysileri giymek zorundayız ve bu da çöp miktarını arttırıyor...
Biz şimdi kanalizasyon sistemi susuzluktan çalışmadığı için fosseptik kullanıyoruz...
Nüfusun dış görünümü korkunç: Susuzluk nedeniyle kırışık sıska
ultraviyole ışınları nedeniyle yaralarla dolu vücutlar...
Şimdi ozon tabakası kalmadığı için ışınlar çok daha kuvvetli...
Cilt kanseri mide bağırsak enfeksiyonları ve idrar sistemi sorunları ölümlerin ana sebepleri...
Cildin aşırı kuruması nedeniyle 20 yaşındaki bir genç 40 yaşında gibi görünüyor.
Su üretilemiyor, ağaç ve sebze olmadığı için oksijen de azaldı ve bu yüzden yeni neslin zeka kapasitesi ciddi bir şekilde zarar görüyor...
Bilim adamları araştırdılar
Ancak bu soruna bir çare bulamadılar
Pek çok erkekte sperm oluşum morfolojisi değişti
Bunun sonucunda da bebekler kusurlu, mutasyonla ve fiziksel sakatlıklarla doğuyorlar
Devlet soluduğumuz hava için bize para ödetiyor
Erişkin başına günde 137m küp soluyoruz...
Bu parayı ödeyemeyen insanlar güneş enerjisiyle çalışan büyük mekanik akciğerlerle havalandırılan bölgelerden kovuluyorlar.
Soluduğumuz hava kaliteli değil ama en azından nefes alabiliyoruz...
Ortalama insan ömrü 35 yıl...
Hala biraz yeşil alanı olan, nehirleri akan, bölgeler silahlı askerler tarafından korunuyor...
Su
altın ve elmastan çok daha değerli bir hazine haline geldi...
Yaşadığım yere nadiren yağmur yağdığı için hiç ağaç yok.
Bazen yağış beklerken asit yağmurları yağıyor.
Mevsimler ciddi bir şekilde 20. yüzyılın çevreye zarar veren sanayisi, atomik deneyler ve çevreye yaydıkları kirlerden etkilendiler.
O zamanlar çevreyle ilgilenmemiz konusunda uyarıldık ama hiç kimse dikkate almadı
Oğlum benden gençliğimden söz etmemi istediği zaman ona yeşil tarlaların, çiçeklerin güzelliğini, yağmuru, nehirlerde yüzmenin, balık avlamanın, içebildiğimiz kadar su içebilmenin ne büyük bir zevk olduğunu ve insanların ne kadar sağlıklı olduklarını anlatıyorum...
İşte o zaman boğazım düğümleniyor...
O bana babacığım şimdi neden su yok diye soruyor...
Kendimi suçlu hissetmekten bir türlü kurtaramıyorum çünkü ben de o yaşadığı çevreyi kirleterek tahrip olmasına sebep olan, tüm uyarılara kulağını tıkayan nesle aidim...
Şimdi ise
Bizim çocuklarımız bunun bedelini ödüyorlar!
Yeryüzünde, şimdi doğanın tahribatının dönüşü olmayan bir seviyeye ulaşmasından dolayı kısa süre içinde yaşamın mümkün olmayacağına kesinlikle inanıyorum...
Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatmayı...


... Henüz daha Dünya gezegenimizi kurtarmaya zamanımız varken...

Yorumlar (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Ağustos 18, 2007 - yarışma saçmalığı daha nereye gidecek?

Kategori: rezalet

     İnanmıyorum yaa. TV’de saçma sapan bir sürü yarışma var. Yıllar önce BBG’yle başladı, devamı geldi sonra. Yok şarkıcı yarışmaları, yok evlilik, gelin-kaynana programları, bilmem kim çocuk yaşta kaybettiği babasını 15 kişi içinden seçecekmişte onun yarışması. Duygu sömürüsü derdim ama ortada duygu yok ki neyi sömürmeyi planlıyorlar.

     Anlamıyorum hala nasıl katılıyorlar bu programlara. “ŞÖHRET olmak için mi yoksa para kazanmak için mi bu kadar rezil oluyorlar. Bir zamanlar BBG Melih vardı, BBG Eren vardı (-google’da 16. sayfaya kadar baktım ama 1 tane resmi yoktu),Edi’si vardı Büdü’sü vardı. Hepsi için genç kızların yeni ilahı, yeni Tarkan falan demediler mi? Daha sonra Popstar’lar çıktı. Abidin ,Firdevs, BAYHAN tabi ki. Bir de o yarışmaların birinden toplumumuzun nane kokulu starı AJDAR(valla ilk sayfada başka resmi yoktu) çıktı. Sonra Tülin-Caner çıktı, kaynana Semra oğlu Ata kabullenemediği gelini Sinem çıktı. Biri kafasında bardak kırdı,dayak yedi. Diğeri kanal kanal gezip şöhretin parlak ışığı altında show yaparken bir anda oğlunu kaybetti alkol ya da uyuşturucu nedeniyle tam bilmiyorum. Semra Hanım bu herkese ders olsun göndermeyin çocuklarınızı bu programlara dedi, 3-5 ay sonra yine tvlerde boy göstermeye başladı.

     Güzeller dahiler bir ara yer tuttu televizyonlarda. Kız bir soru soruyor ben utanıyorum. Bu insan hiç mi okumadı, gazete-TV-internet bilmez mi, ilk öğretim zorunluyken nerelerde saklanmış diye düşünmeden edemiyorum.

     BBG Tarık vardı bide şarkı söylüyordu, sesi de fena sayılmazdı sanırım hatırladığım kadarıyla. Albüm de çıkarmıştı ama onun ışığıda uzun süre yanmadı.

BBG Melih, daha sonra gören olmadı,

BBG Eren, duymadım bile sonra

BBG Arzu, o hala bazı dizilerde programlarda yer alıyor yarışma falan sunmuştu sanırım.

Popstar Abidin, yarışmadan sonra kötü bir albüm çıkardı

Popstar Firdevs, o da 1-2 klip dışında görünmedi,

Popstar Bayhan, popla falan alakası yok ama basına mensuplarına yaptığı tafralar sonucu basından yüz bulamadı ve o da pfff söndü,

Akademi Barış, çok başarılı bir şarkıcıydı, eh oyunculuğu da az çok kıvırmıştı ama hayatta fazla tutunamadı, çok erken kaybettik, Türkiye’nin az rockerlarından biriydi.

Akademi Özgür, iyi bir oyuncu ama yarışmayı izlemediğim için henüz sesini hiç duymadım. Oyunculukta sönmeyecek bir ışığı var gibi görünüyor.

     Bu yarışmalardan hiç birini izlemedim, sadece ilk popstara bakmıştım galiba son birkaç bölüm. İzlemediğim halde bu kadar çok şey biliyorum çünkü haberler sağolsun gündemi bu programlar olarak korumaya devam ediyorlar. Bu yarışmalarda bir sürü kişi kazandı, artık ünlüyüm dedi sapıttı, kimi alkolden uyuşturucudan öldü, kimi o kadar havalandı ki atmosfer dışına çıktı, gerçeği görünce dünyaya çakıldı.

     Şimdi ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

     İnsanlar evlere sokulup 7*24 gözlenip psikolojilerinden oluyorlar

     İnsanlar evlerde oturup 7*24 gözlenenlere bakıyorlar psikolojilerinden oluyorlar. Ama o kadar kişiden kimse kalkıp sormuyor Irak’ta neler olduğunu, kimse demiyor ki dünyanın bir tarafında açlıktan ölen yüzlerce çocuk, genç sefalet içindeler ne olacak onların hali. El alemin oğluna gelinine attığım mesajlardan birkaç tane kıssamda yardıma muhtaçlara destek versem, ama yok!!!

     Ya bütün gün evde oturup TV de bunları izliyorlar ya da sabahın kör saatinde kalkıp stüdyolara gidiyor ‘Semranım Semranım’ diyorlar ve ne yazık ki bu insanlar çocuk yetiştiriyor onların yetiştirdiği çocuklarda onlar gibi yetişiyor.

     Amerika’dan Avrupa’dan devşirme programlarla zihinleri bulanıklaşan insanlara ne desen “he” derler ne desen “tamam beyim” derler. Zaten amaç bu. Kör, sağır, duyarsız bir Türkiye’de aynı duyarsızlıkta gençlerle ülkenin sağlamlaşmasına balta vurmak. Hani övündüğümüz genç nüfusumuz var ya işte o nüfusun beyni çürüyor, çürütülüyor. Nasıl bu kadar duyarsız olunabiliyor.

     Umutsuz olmak istemiyorum ama uyuyan bir ülkede yaşamak isteyeceğim en son şey. Bu cennet vatanımıza yakışan gençler yetiştirmek ailelerin görevi, ve bu vatana yaraşabilecek gençler olmakta biz gençlerin görevleri.

     Yakışalım bu ülkeye, kötülüğümüzü isteyenler varsa onları hayal kırıklığına uğratalım çünkü biz yapmazsak yapacak başka kimse yok…

Yorumlar (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Önceki Sayfaya Gider :: Sonraki Sayfaya Gider ->

Hakkımda

accık deli accık manyak çokça kendini beğenmiş bi tutamda sempatik bişeyim =)

Kategoriler

Arkadaşlarım

< Çocuk > ..
metekan
buyukguzel




SüperTeklif'e üye ol, hem sen kazan hem ben


Google Pagerank Checker


Sitene Ekle


KODBUL HTML KODCU

counter
MySpace Layouts
Myspace Cursors

WOW take a look at these MySpace Cursors & Layouts

blog ekle blog toplist