Eski maillerimi kurcalarken buldum. Çok güldüm eklemeden edemedim napiim.
1983 Fenerbahce Türkiye kupasını aldı 5 liralik banknotlar tedavülden kaldirildi. Sosyal Demokrat Parti Erdal İnönü tarafindan kuruldu
1984 TRT yayınlarının yarısı renkli olarak yapılmaya başlandı. IMF ile görüşmeler başladı. Los Angeles Olimpiyatları gerçekleştirildi. Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı.
1985 Amiga bilgisayarı piyasaya sürüldü Dire Stairs Brother in Arms şarkısını piyasaya sundu KDV yürürlüğe girdi Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı.
1986 Türkiyede ilk Mc Donalds açıldı Olof Palme öldürüldü Çernobil felaketi gerçekleşti Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı.
1987 Başbakan Özal, ABD'nin Houston kentinde başarılı bir By-Pass ameliyatı oldu. Aralıksız yağan kar İstanbul'da hayatı felce uğrattı. Kalınlığı 1 metreyi bulan kar yüzünden okullar 3 gün, resmi daireler 2 gün tatil edildi. Şehirde ekmek sıkıntısı başgösterdi. Uluslararası Halter Federasyonu, Türkiye'ye iltica eden Naim Süleymanoğlu'na iltica tarihinden itibaren 1 yıl Uluslararası müsabakalardan men cezası verdi. Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı.
1988 Marco Van Basten'in muhteşem golüyle Sovyetleri yenen Hollanda Avrupa Şampiyonu oldu Fatih Sultan Mehmet köprüsü açıldı Galatasaray Neuchatel Xamax'ı perişan etti Ameliyatla kadın olan şarkıcı Bülent Ersoy'un sahne yasağı kaldırıldı. Seul Olimpiyatları yapıldı ama Fenerbahçe yine Türkiye kupasını alamadı.
1989 Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu İranın lideri Ayetullah Humeyni öldü Berlin Duvarını yıktılar Ama Fenerbahçe kendi talihsizliğini yıkamadı
1990 Irak Kuveyte saldırdı.İşgal etti Çetin Emeç öldürüldü 1000 liralık madeni paralar piyasaya sürüldü Fenerin son kupayı aldığı yıl doğanlar ilkokula başladı Feneri de finale çıkamadan süpürdüler Türkiye kupası bu sene de yok
1991 Koalisyonların kurulduğu yıl Terminator 2 filmi sinemalarda İstanbul metrosunun inşaatına başlandı Sovyetler Birliği çöktü Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1992 Witney Houston ablamız I will always love you diyor Türkiyenin ilk aids hastası murtaza engin ölüyor Fenerbahçe inadından vazgeçmiyor: Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1993 Turgut Özal ve Adnan Kahveci hayatlarını kaybediyorlar World Wide Web hayata gözlerini açıyor 326dx bilgisayarlar deli gibi satıyor Fenerbahçe şaşırtmıyor Türkiye kupasını alamıyor.
1994 engin civan verdiği ifadesinde, emlakbank eski genel müdürü bülent şemiler'i suçlayarak, çeşitli yolsuzluk olaylarını ihbar etti. Kurt Cobain ve Ayrton Senna öldü Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1995 Windows 95 piyasaya çıktı ünlü yazar aziz nesin, izmir foça'da geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. ABD merkezi haber alma örgütü'nün (cia) son raporunda türkiye ekonomisi ile ilgili kara bir tablo çizilirken, istanbul bir uyuşturu merkezi olarak tanımlandı.Ama raporda Fenerbahçe'nin kupasızlığı konusunda bir bilgi bulunmamaktaydı.Oysa ki bu sene de Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1996 Trabzon'dan rusya'nın soçi limanı'na sefer yapan avrasya feribotu, 180 yolcu ve 45 mürettebatı, muhammet emin tokcan liderliğindeki çeçen eylemcilerce kaçırıldı. Aczmendi tarkikatının lideri müslüm gündüz, fadime şahin isimli bir kadın ile birlikteyken yakalandı ve tutuklanarak metris cezaevi'ne konuldu. İngiltere'de Euro 96 şampiyonası düzenlendi Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1997 Hotmail hesapları alınmaya başlandı Mirc ve Icq çığır açıyor Dinle şarkısı ile Eurovision'da Şebnem Paker büyük başarı kazandı Ama Doğru tahmin ettiniz: Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1998 Son zamanlarda adı sıkça duyulan, yer altı dünyasının en tanınmış ismi Alaattin Çakıcı, Türk, Fransız ve Alman polislerinin işbirliğiyle, kuryesinin takibi sonucunda Fransa'nın Nice kentinde yakalandı. Rusya'da patlak veren ekonomik kriz, dünya finans çevrelerinde büyük panik yarattı. Rusya, morotoryum ilan etti. Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'nin büyük tepkisine neden olan ve adaya getirilmesini engelliyeceğini belirttiği S-300 füzelerinin, adaya getirilmemesini kararlaştırdı. Fenerin son kupayı aldığı yıl doğanlar liseye başladı Fenerbahçe Türkiye kupasını alamadı
1999 Matrix American Beauty ve Fight Club filmleri kapalı gişe oynadı Abdullah Öcalan yakalanıp Türkiyeye getirildi Bakalım.....Evet: Fenerbahçe Türkiye kupasını yine alamamış (bkz: Pendikspor)
2000 Yeni bir binyıl ile milenyum çağına girildi Bilgisayarların takvimlerinde Y2K uyarlamaları yapıldı. Fenerbahçe son kez kupayı aldığı zaman doğan kızlar ilk cinsel deneyimlerini yaşamaya başladılar. Galatasaray Türkiye kupasını yetersiz bulup UEFA kupasını peşinden Süper Kupayı aldı. Fenerbahçe ise bir şey alamadı.
2001 Amerikada ikiz kulelere terörist saldırılar yapıldı. Türkiye'de mali kriz yaşandı Fenerbahçe son kez kupayı aldığı zaman doğan kişiler liseden mezun oldu üniversiteyi kazandı kimileri... Fenerbahçede ise herşey yine eskisi gibiydi: Fenerbahçe Türkiye kupasını yine alamamış
2002 Uzakdoğuda yapılan dünya kupasında Türkiye, dünya üçüncüsü oldu Michael Schumacher Formula 1 de başarılarına yenilerini ekliyordu ama Fenerbahçe Türkiye kupasını yine de alamıyordu
2003 Japonların Türk yılı olarak ilan ettiği yıldır kendileri Ve Fenerbahçe'nin finale bile çıkamadığı bir yıldır aynı zamanda
2004 Marsa araç gönderildi. Fenerbahçenin kupayı son kez aldığı yıl doğan kızların evlenmeye başladıkları yıldır. Fenerbahçe Türkiye kupasını almıyor inatla (sanırım)
2005 6 tane sıfır atılarak Yeni Türk Lirasına geçildi Fenerin son kupayı aldığı yıl doğan insanlar üniversiteden mezun oldular kızlar teker teker doğuruyor erkekler askere gittiler.onlar artık yetişkin Galatasaray da Fenerbahçeye Kupa finalinde : "Ne işin var bakiyim burada" dedi beş golle.(yoruldum)
2006 Daha yıl bitmedi.Ama görülen şu ki: Beşiktaş havalı Fenerin havasını aldı.2-1 Yine Fenerbahçe kupaya uzanamadı
2007
Fenerbahçe kupayı yine alamadı
2008
Söylemeye gerek yok herhalde FB kupaya yine uzanamadı
- Fenerbahçe Türkiye Kupası'nın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak!...
-FB'nin aldığı en değerli kupa ,çünkü şuan ANTİKA :)
- Fenerbahçeli genç taraftarların en cok kullandıkları cümle nedir? Cevap: Bana Türkiye Kupasını anlatsana dede...
- Fenerbahçelilerin çoğu neden Türkiye Kupasının rengini gri olarak hatırlıyor? Cevap:Çünkü kupayı en son kazandıklarında televizyonlar siyah beyazdı...
- Fenerbahçelilerin bir kısma Türkiye Kupası'na inanmıyor,neden? Cevap:Bazıları görmedikleri şeye inanmaz...
- Arşimet bugün yaşasaydı neyi bulamazdı? cvp:Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kaldırma kuvvetini...
- Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'nı kazanması en çok hangi kitapta gecer? Cevap:Rüya tabirleri kitabında...
100 YIL SONRA BİR HABER BÜLTENİ
- Türkiye Marstaki uzay istasyonunu kapatma kararı aldı. - Kalem pille çalışan otomobiller artık tarihe karışacak... - Türkiye 325.000 dolar GSMH ile dünya birincisi... - Mecliste bu yıl ABD ye yapılacak para yardımının artırıma gidilmesi öngörüldü. - Milli takımdan gelen üst üste 5. dünya şampiyonluğu... - Fenerbahçe en sonunda TFF KUPASINI aldı. Klüp başkanı yaptığı açıklamada 100 yıl sonra gelen bu kupa için çok mutluyuz dedi.
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?' Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'
KELİMELER
Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime' Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.' Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?' YARADILIŞ
Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.' Karısı yanıtladı: 'Açıklamama izin ver. Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'
KONUŞMAMA CEZASI
Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı . Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.
Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller. Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.
BUNU GÜLMEYE İHTİYACI OLAN ZEKİ KADINLARA VE KALDIRABİLECEĞİ Nİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ ERKEKLERE OKUTUN!
Karne alimindan birkaç gun once tum velilerin okumasi gereken bir yazi. Unutmayin karne hersey demek degildir ve cocuklarinizi takdir tesekkür almalari icin dogurup yetistirmediniz...
Adam oglunun odasinin onunden gecerken hayretle bakakaldi.. Yatagi guzelce toplanmisti ve odasi hic olmadigi kadar derli toplu gorunuyordu. Sonra adam yastigin uzerine birakilmis mektup zarfini fark etti. Uzerinde "Babama" yaziyordu. Aklindan gecen bin bir kotu dusunceyle mektup zarfini acti ve titreyen elleriyle mektubu okudu:
Sevgili baba; Sana bu satirlari derin bir pismanlik ve uzuntu icinde yaziyorum. Kiz arkadasimla kacmak zorundaydim cunku seni ve annemi yasanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gercek tutku ve aski ben Sedef'le buldum ve o oyle tatli ki anlatamam... Sunu biliyordum siz onun vucudunun her yerine taktigi kupeleri, derisine islettigi dovmeleri, kendine has o cilgin giyim tarzini asla ama asla onaylamayacaktiniz ve tabi benden cok buyuk olmasi da bir sorundu. Fakat benim icin bunlar degildi gercek tutku ve gercek ask... Baba Sedef hamile! Sedef'in dedigine gore cok mutlu olacagiz. Ormanda kendine ait bir karavani ve tum kis yetecek kadarda yakacagi var. Bir suru cocuga sahip olma dusuncesi ruyalarimizi susluyor. Sedef benim gozlerimi esrar gercegine acti ve artik biliyorum ki esrar kimseye zarar vermez. Esrar yetistirecek ve insanlara pazarlayacagiz ve yine bu sayede ihtiyacimiz olan kokain ve extasieye ulasacagiz.
Artik tam anlamiyla bilime yalvariyoruz dualar ediyoruz su AIDSin caresi bulunsun ve Sedef sagligina kavussun diye... O kesinlikle iyilesmeyi hak ediyor.
Endiselenmeyi birak baba ben 15 yasindayim ve kendi basimin caresine bakabilirim. Eminim birgun geri donecegiz ve sen kendi torunlarini taniyacak, seveceksin.
Oglun Cahit
NOT: Baba yazdigim mektubun tek kelimesi bile dogru degil. Ben Fatih'lerdeyim. Sadece sana; masamin uzerinde seni bekleyen karneden daha kotu seylerin oldugunu hatirlatmak istedim.;)))
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak: ' Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz ! ' Öğrenci: ' O zaman ben uçtum...' Profesör cevaba cok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış. Yanlız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış. Profesör öğrenciye: “ Sana son bir soru soracağım “ demiş; “ Yolda yürürken iki çuval bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Öğrenci: ' Para olan çuvalı seçerdim...' Profesör: ' Ben akıl olan çuvalı seçerdim...' Öğrenci: ' Normal ! Kimde ne eksikse onu seçer...” Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin sınav kağıdında not yerine ' Öküz ' yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış : ' Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.' Demiş.
Bayıldım bu fıkraya yaa Temel'in zekasına hayranlığımı dile getirmek istiyorum bir kez daha...
Temel, Amerika’nın durduk yerde Irak`a saldırmasından rahatsız olmuştur. Bir yolunu bulup başkan Bush`a telefon eder:
"Alooo! Ben, Temel olarak size savaş açayrum haberunuz olsun!" Bush, gülerek yanıtlar:
"Hehehe... Kaç kişilik bir ordun var ki?"
Temel düşünür:
"Hmmm...kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar..." ve yanıt verir: "9 kişidur daa!" Bush içinden kıs kıs güler ve ciddi olmaya çalışarak:
"Temel bey, sizin 9 kişilik ordunuza karşılık Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden oluşmaktadır!" der. "Hmmm..." der Temel, "Sizu pir sure sonra arayacagum."
Aradan birkaç gün geçer ve Temel, Bush`u yeniden arar:
"Başkan, savaş ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karşi!" Bush, ilgiyle sorar: "Neymiş bunlar?"
"Hacan, bizim Tursun`un tiraktoru, benim cakaralmaz tufek, bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdoveri..."
Bush guler:
"İyi ama benim tam 150 bin tankım, 30 bin uçağım ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrıca bu arada askerlerimizin sayısı da 3 milyon oldu!" Temel yeni gelişme karsısında biraz sıkılmıştır: "Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum."
Birkac hafta sonra Temel, Bush`u yeniden arar: "Başkan, savaş ilanumuzu ceri alayrum." Bush merakla sorar: "Neden?" Temel, moralsiz bicimde yanıtlar: -Cenevre anlaşmasinu incelemişuzdur. 3 milyon savaş esirini barinduracak yerimiz yoktur daa!
Domatesli Biberli Yumurta Buyukce bir tavaya yag domates ve biber koyup bir sigara yakiyoruz. Sigaranin kulu yere dusmek uzereyse yumurtalari eklemenin zamani gelmis demektir. Yumurtalari kirip sigaramizi bitiriyoruz. Pismistir herhalde ocagin altini kapatiyoruz.
Biberli Domatesli Yumurta Her gun domatesli biberli yumurta yemekten sikildigimizda yapabilecegimiz bu enfes yemek tipki biberli yumurtali domates gibi pisiriliyor.
Makarna Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip mac izlemeyebasliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz. Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz. Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin uzerine dogru dokuyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor) Uzerine ketcap sıkıp yiyiyoruz. Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica fazlalastiklarinda bazen hangisini firlattiginiz karisiyo.
Tuzlu Makarna Yapilisi ayni makarnaya benziyor. Tek farki bu kez makarnalari suya atmadanonce tuz koymayi akil ediyoruz ...Oyle daha guzel oluyor.
Pilav Pilav aslinda basit bir yemek degil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumusak ve tane tane olmasi gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirincleri tek tek pisirdiginizde tane tane oluyorlar ama uzun suruyor. Maharet hepsini bir arada pisirebilmekte; ama cok da sorun etmeyin. Nasil olsa icine yogurt koyup bulamac haline getirdigimizde hepsi birbirine yapisiyor. Kisaca yag koyup uzerine pirinc ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pisiriyorsunuz. Hem bunu suzmeye de gerek yok.
Patates Kizartmasi En kolay islerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kizgin yaga atiyorsunuz. Tek yapmaniz gereken altini zamaninda kapatmaniz. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yuzden sadece tvde pembe dizi varken yapin.Bir de diger yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabaga koymak gerekiyor. Onun disinda cok kolay.
ORTA ZORLUKTAKI YEMEKLER Hazir Pizza Pizzamizi firinimiza atip pismesini bekliyoruz daha sonra firindan cikarip yanik yerlerini bicakla kaziyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek sey kazirken uzerindeki malzemeleri mutfak tezgahina yapistirmamak.
Hazir Kofte Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sivi yagi teflon tavaya koyup kofteleri icine diziyoruz. Kofteler tavayla ayni renk olmadan altini kapatmak gerekiyor. O yuzden basinda beklemek lazim.
ZOR YEMEKLER Konserve Turlu Bir miktar yag ve salcayi tencereye koyup konservenin icindekileri dokup uzerine su koyuyoruz. Pismesi cok uzun suruyor. O sebeple basinda beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari icin henuz>tadina bakamadim ama konservenin uzerindeki resme bakilirsa guzel bi seye benziyor.
Tavuk Yapilisi makarna gibi. Sicak suyun icine atiyoruz arada pisip pismedigine bakmak icin hayvanin kaba etine catal sapliyoruz. Bu yemek pistikten bir iki gun sonra uzeri jelibon gibi oluyor. Bu yuzden pisirirken istege bagli olarak bolca toz seker eklenebilir.
ULTRA ZOR YEMEKLER Kiymali Bamya Konserve turluye benziyor ama icine daha onceden kavrulmus kiyma konulmali. Kiyma kavurmak cok zor ve zahmetli bir is. Bu yuzden makarna pisirmeyi oneriyorum.
2-) Asla sade pilav yapmayin. Domatesli pilav yaptiginizda altini tuttursaniz bile renginden anlasilmaz.
3- ) Mutlaka soganli bir yemek yapacaksaniz asla sogana dokunmayin. Ozellikle rendelediginizde elleriniz cok kotu kokuyor. Bunun yerine sogana ekmek tahtasiyla bes alti kez vurmayi deneyin, ayni isi gorur.
4-) Patates kizartacaksaniz soydugunuz patatesleri asla yikamayin. Kizgin yaga attiginizda cok kotu patliyorlar.
5-)Yemekler asla kendi baslarina hareket etmezler. Sayet gecen ay yaptiginiz tavuk kendi kendine kimildamaya basladiysa kurtlanmis demektir. Sakin yemeyin. 6- ) Sebzeleri pisirdikce vitamin degerleri duser. Mumkun oldugunca cig tuketin. 7-) Karpuz tabaga koyulmamasi gereken bir meyvedir. Ikiye ayirip ortasindan kasikla yiyebilirsiniz.Tencere kapagi en mukemmel tabaktir. 8-)Buzdolabinin sebzelik olarak adlandirilan kismi yemeyi dusunmediginiz seylerin saklanmasi icin idealdir. Bu bolume konan seyler nasil olsa bir sure sonra unutulur. 9- ) Sebzeligin kapagini sikikapatirsaniz curuyen seylerin kokusu dolaba daha az yayilir.
10-) Spagetti pakedini acmak icin pakedi ortasindan sikica kavrayin ve altini tum gucunuzle fayansa vurun. Pakedin ust tarafi yirtilacaktir. Belki bu islem sirasinda makarna unufak olabilir ama risk almaya deger. Ozellikle misafirlerin yaninda yaparsaniz tavsiye ediyorum. Oyle daha guzel, bu size cok maco bir hava verir. 11-)Sagda solda kulagima caliniyordu. Mutfak robotu denen bisey varmis. Birden icimi bir heyecan kapladi. Ulan madem bu isin robotu var ben niye kosturuyorum yillardir diye sinirlendim. Hemen gidip aldim bi tane. Eve gelip kutusundan cikardigimda itiraf etmeliyim ki hayal kirikligina ugradim biraz. Ben acikcasi ufo gibi bisey bekliyodum, bu bildigimiz tencerenin plastigi. Icindede vantilator gibi bisey var. Bununla birlikte bi ton plastik zimbirti daha cikti icinden ama bi ise yarayacaklarini sanmiyorum. Neyse fisini taktim denemek icin bi tane sogan attim icine. Bakalim ne yapacak diye bekledim. Kabuklarini bile soyamadi essogluesek. Paramparca etti birakti. Sinirlendim attim bi kenara yazdan beri duruyo orda. Bir ara yikayip vantilator gibi olan seyi bilgisayarima takmayi dusunuyorum. Belki fan olarak is gorur. Onun disinda tamamen para tuzagi. Ilerde cikarsa mutfak androidi almayi dusunuyorum
"Kırmızı Başlıklı Kız" masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim : Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere... Bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini kontrol etmek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de diğer orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım... Gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda "evet o küçük kız benim torunum" dedi. Ben de sorumlu bir kişi olarak; "bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!..." dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı... Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben Onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi cevap verdim. Ne şaşkın bir çocuk!.. Beni büyükannesi sanıvermişti. Ben benim büyükannemi değil sesinden, kokusundan bile tanırım oysa ki. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu!... Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle cevapladım. "Seni iyi dinlemek için"... Ama bu sefer kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı!.. Küçük kız hiç mi hiç terbiye almamış. Ben zaten burnumu kendime kompleks haline getirdim, öz-güvenim sallantıda. Psikologlar, estetikçiler... Dünya para harcıyorum ama nafile. Yine aldırmamaya çalışırken bu sefer de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı! Tabi ki kızdım, siz olsanız kızmaz mıydınız? O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir kocaman avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni "seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?.." diye suçlamaz mı !.. Halbuki büyükannenin kılına bile dokunmadım, O da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Malum yaşlılık,kulakları iyi duymuyor. Avcı mahkeme yapmadan infaz kararımı verdi. Tabi ben de adalet bulamayacağımı, hatta canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün - bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı. Yeter Artık... Ben Suçsuzum...
Yolcu musait bi yerde inmek ister, ama dili sürçer ve şöyle der: - Şoför bey; mübarek bi yerde inebilir miyim? - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...
* * *
- Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi? - Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz. - Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.
* * *
Yolcu: - Abi heykel'e çıkıyo mu? Şoför: - Yok abi, yanından geçiyo.
* * *
Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir: - Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın? - Ben kız değilim! - Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte!!!
* * *
Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp, 'Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp, 'Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı!..
***
Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle birlikte güler söylediğine... Şoför kadını indirirken: - Buyrun size layık değil ama!
* * *
Yolcu müsait bi yerde inmek ister, ama dili sürçer: - Musait bi yerde iner misiniz? Şoför: - Niye? Sen mi kullancan?
* * *
Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla "Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim??" der. Bizim şoför olaya hakim: - Tabii abi ayıp ettin. Al götür, senden kıymetli mi?!
* * *
İstanbul'dayız ..Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4... Eleman hala bir umut sordu: "Kaptan, yer var mı?". Şoför de arkasını dönüp cevap verdi: - Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım!
* * *
Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı: - Abi bir ögrenci bir de "hayvan" alır mısın?????